temel dini bilgiler

 

TEMEL DİNİ BİLGİLER  9 SINIF ÖZETLER.

1. İSLAM NEDİR?

Allah tarafından bildirilen ortak kurallar bütününe din denir. Din, insanın sadece Allah’la değil, aynı zamanda hem diğer insanlarla hem de diğer varlıklarla ilişkilerini düzenlemek üzere gönderilmiş değerler bütünüdür.                                                                                                                                                                  

         Allah-ü Teala, son peygamber Hz. Muhammed aracılığıyla gönderdiği dine “İslam” adını vermiştir. İslam’ın kelime anlamı, barıştır. Ayrıca İslam, Allah’a teslim olmak, ona boyun eğmek, ondan gelenleri diliyle ikrar edip kalbiyle tasdik etmek gibi anlamlara da gelir. Hz. Âdem’den itibaren bütün peygamberlerin Allah’tan alıp insanlara ilettikleri dine hak din diyoruz. Bu açıdan İslam, hak dinin genel adıdır ve aslı değiştirilmemiştir.                                                                                                        

   TEMEL AYET      Kur’an-ı Kerim’de insanoğlu için din olarak İslam’ın seçildiği şöyle ifade edilmektedir: “Allah katında tek din İslam’dır.” (Âl-i İmran suresi, 19.ayet.) 

Allah’ın insanlar için seçtiği dine İslam adını verdiği şöyle belirtilmektedir: “Bugün size dininizi kemale erdirdim. Üzerinize olan nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslam’dan razı oldum.” (Mâide 3. ayet.) suresi,                                                                                                                                                                                                                                          

2. İSLAM’IN TEMEL ÖZELLİKLERİ?                                                                                                   

 Tevhit Dinidir.  Allah katında mümin sayılmak için sadece Allah’ın varlığını kabul etmek yeterli değildir, onun tek ilah olduğuna da inanmak gerekir. Bu nedenle Allah’a imanda en temel şart, Allah’tan başka varlıkları ilah kabul etmemektir. Biz buna tevhit inancı  diyoruz.

 Bir kimse İslam’a girmek istediği zaman “Allah’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed Allah’ın peygamberidir.” anlamına gelen tevhit sözünü ya da “Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, yine şahitlik ederim ki Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir.” anlamına gelen kelime-i şehadeti söylemekle İslam’a girer.

TEMEL HADİS     “Kim Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına şehadet ederse, Allah onu cehenneme asla göndermez ve mutlaka cennete koyar.” (Müslim, İman, 46.)

TEMEL AYET   Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın “bir” olduğunu en güzel ifade eden surelerden biri İhlâs suresidir. İhlâs suresinin ilk ayetinde şöyle buyrulmaktadır: “De ki: Allah birdir.”

Hristiyanlık da   tanrı konusunda tevhit inancı değiştirilmiş ve teslis inancı  oluşturulmuştur. Teslis inancı tanrı, oğul (Hz.İsa) ve kutsal ruh (cebrail) dan oluşmaktadır.

Akla Önem Verir.

İnsanı, diğer canlılardan ayıran temel nitelik aklını kullanarak düşünme faaliyetinde bulunmaktır. İnsanoğlunu bütün canlıların en üstünü yapan işte bu akıl yetisi ve onun ürettiği bilgidir.

İslam’da, dinî yükümlülüklerin temel şartı da akıldır. Henüz aklını kullanamayacak çağda olan bebek ve çocuklar, aklını kullanma yeteneğini kaybetmiş ihtiyarlar ve zihinsel engelli insanlar dinin emir ve yasaklarına uyma konusunda sorumlu değildirler. Eğer İslam dini aklı önemsiz görseydi bu insanların durumu diğer insanlardan farklı olmazdı.

İslam anlayışına göre hiçbir şeyi düşünmeden kabullenmek doğru olmadığı gibi davranışları bilinçsizce yapmak da doğru değildir. İslam’a göre insan bilinçli bir şekilde inanmalı, ibadetlerini kendi istek ve iradesiyle yapmalıdır.

 TEMEL AYET         “Onlar, ayakta iken, otururken, yanları üstüne yatarken, hep Allah’ı hatırlayıp anarlar ve göklerin, yerin yaradılışı hakkında inceden inceye düşünürler.” (Al-i İmran suresi, 191. ayet.)

Barış Dinidir

İslam; barış, teslimiyet, huzur ve kardeşlik gibi anlamlara gelir. Allah’ın en güzel isimlerinden birisi olan es-Selam; kendisi her türlü eksiklik ve kusurdan uzak olduğu gibi başkalarına da esenlik ve güven veren demektir. Müslümanlar arasında selam’ın yayılmasının sebebi de  onlar arasında barış huzur ve kardeşliği yaymak ve hakim kılmaktır. Hz. Muhammed, müminler arasında meydana gelen küskünlükleri ve dargınlıkları gidermede çözüm olarak selamı adres göstermiştir: “İnsanların Allah katında en değerlisi ve ona en yakın olanı, önce selamı

verendir.”

Bunun dışında İslam’da savaş’ın-cihadın asıl gayesi de barışı tesis etmektir. Bir beldede insanlara zulmediliyorsa, eşkiya türemiş insanların malı canı güven altında değilse, yani oradaki barış huzur ve güvenlik bozulmuşsa orada barışı yeniden temin etmek için savaş yapılır müdahale edilir.

Sevgi Dinidir

İslam’da, insanları hiçbir yarar ve çıkar ilişkisi gözetmeksizin sadece Allah için sevmek esastır. Böyle yapabilirsek  toplumda barış egemen olur. Bir ayette bu saf ve katışıksız sevgi şöyle anlatılır: “Ey Muhammed! De ki: Ben tebliğ görevime karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Sadece yakınlık ve dostluk bağları içinde sevgi bekliyorum.”

TEMEL HADİS    “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş olamazsınız.” (Müslim, İman, 22.)

İslam da sevginin iki türlü tezahür ettiğini söylemek mümkündür; Birincisi Müslümanların birbirlerine karşı olan sevgi ki;yukarıda ki hadiste bu iman ile de ilişkilendirilmektedir.ayrıca bağları  kuvvetli bir toplum olmak için kardeşler ve çevredeki yakınlar arasında sevgiye dayalı kuvvetli bir bağ olması gerekir. İkinci sevgi de kainattaki diğer mahlukata duyulması gereken sevgidir. Bunu da yaratılanı severiz yaradan dan ötürü diye formülize ederiz bu sevgide insana yaşama sevinci verir,kainata  sevgi, neşe ve mutluluk içinde yaklaşmamızı sağlar.

Evrensel Dindir

Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar gönderilen ilahî vahyin muhatabı insandır. Ancak önceki peygamberlerin

her biri yerel ölçekte ve sadece kendi toplumlarına gönderilmiştir.Nitekim bir rivayette Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: “Önceki peygamberlerden hiçbirisine verilmeyen beş şey bana verildi:..“Benden önceki peygamberler sadece kendi kavimlerine gönderildikleri hâlde, ben bütün insanlığa gönderildim.”

Biz İslam’ın evrenselliğini üç noktada ele alabiliriz:

a. İslam, hükümleri tüm zamanlar için geçerli olan bir dindir, belirli bir zaman dilimiyle sınırlı değildir.

b. İslam’ın kuralları belirli bir bölge ya da ülkede değil dünyanın her yerinde yaşayan insanlar için geçerlidir.

c. İslam’ın bir başka evrensel yanı belirli bir topluma, ırka, insan grubuna değil, tüm insanlara gönderilmesidir. İslamiyet Arap, Türk, Çinli, Hindistanlı, zenci, beyaz ayrımı gözetilmeksizin tüm insanlara hitap eden bir dindir.

İslam dini evrensellik yönü ile günümüzde Yahudilik dininden ayrılmaktadır, Çünkü onların inanışına göre Yahudi ana babadan doğmayan kimseler Yahudi olamaz.

Kolaylık Dinidir

 İslam, kolaylık dinidir. Onda aşırılık, ölçüsüzlük ve zorluğun yeri yoktur. İslam, insanları zor durumda bırakmak için sorumluluklar getirmemiş, onları güçlerinin yettiği şeylerden sorumlu tutmuştur.

TEMEL AYET       

 “Allah, insanı ancak gücünün yeteceği işle mükellef tutar…” (Bakara suresi, 285. ayet.)

“Allah, sizin için kolaylık diler, zorluk istemez…” (Bakara suresi, 185. ayet.)

TEMEL HADİS             “Bu din kolaylıktır.” (Nesai, İman, 28.)

Aşırılıklardan Uzak Bir Dindir

Kur’an-ı Kerim’de Müslümanlar “denge toplumu”13 olarak nitelendirilmiştir. Her Müslüman bu “ölçülü” yaşayışı itikattan ibadete varıncaya kadar hayatın her alanına yansıtmalıdır. Bu sebeple İslam, her türlü aşırılıktan uzak kalarak dengeli ve insanın yaratılışına uygun bir inanç ve ibadet hayatı ortaya koymuştur.

TEMEL AYET         “Ey ehl-i kitap!Dininizde haksız yere aşırılığa dalmayın…” (Mâide suresi, 77. ayet.)

Dünya ve Ahiret Dinidir

Kur’an-ı Kerim’de dünya ve ahiret sözcükleri sıkça geçer. İslam’a göre dünyada yaşanacak hayatın karşılığı ahirette görülecektir. Çünkü ahiret, insanların ölümden sonraki yaşayacakları ebedî hayat, dünya ise ahiret öncesi yaşadıkları mekânın adıdır. Dünya ölüm öncesi hayat için bir hazırlık yeridir. İnsan dünya ve ahiret için çalışmalıdır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Ahiret kazancını isteyenin kazancını artırırız; dünya kazancını isteyene de ondan veririz ama onun ahirette bir payı bulunmaz.” (Şûrâ suresi, 20. ayet.)

Dünya, ahiretin tarlasıdır. Bu sebeple İslam, insana dünya hayatını iyi değerlendirmeyi tavsiye eder. İyilik yapmayı ve kötülükten uzak durmayı emreder. Örneğin anne-babaya iyilikle muamele etmek; akraba, yoksul ve yolda kalmışlara maddi yardımda bulunmak; çocukları açlık korkusuyla öldürmemek, zinaya yaklaşmamak, hayâsızlık yapmamak, cana kıymamak, yetimlerin mallarına dokunmamak, verilen sözde durmak, ölçü ve tartıda hile yapmamak gibi emir ve tavsiyeler bu dünya hayatında yaşanacaktır. Herkese, ahiret âleminde, dünyada iyi ve kötü, sevap ve günah olarak yaptıklarının karşılığı tam olarak verilecektir.

Fıtrat Dinidir

Fıtrat, ilk yaratmak demek olup yaratılışın ilk tarz ve şeklini ifade eder.Bütün insanların insan olmaları bakımından yaratılışlarında esas olan, hepsinde ortak bulunan genel yaratılış yasalarıdır. Fıtrat, yaratılıştır.

Her bir canlının kendisine özgü bir yaratılış özelliği ve yasası vardır. Canlılar bu yaratılış yasasına uygun hareket ederler. Buna göre canlıların tehlikelerden göre nasıl korunacağı, açlıklarını gidermek için ne yiyip ne içecekleri, meskenlerini nasıl kuracakları ve diğer canlı türleriyle ilişkilerini nasıl sürdürecekleri Allah tarafından tabiatlarına yerleştirilmiştir. Örneğin bir civcivin yumurtadan çıkar çıkmaz yerde taneler araması, bir inek yavrusunun doğar doğmaz annesini emmeye çalışması vb. canlıların fıtratlarının yani yaratılış özelliklerinin bir gereğidir. Eğer bunların tersi olursa, fıtratta bir bozulma durumu ortaya çıkar. Bu gerçek Kur’an’da şöyle açıklanmıştır: “(Rabbimiz) Her şeye yaratılışını (varlığını ve biçimini) verip sonra ona yol gösterendir…” (Tâhâ suresi, 50. ayet.)

TEMEL AYET

  “Yüzünü doğru bir din olarak İslam’a, insanların fıtratına uygun olan dine çevir.” (Rûm , 45.ayet)

  3. İSLAM VE EVREN

İslami literatürde âlem, duyu ya da akıl yoluyla kavranabilen Allah’tan başka bütün varlıklara denir. Âlem kavramı sözlükte alamet, belirti manalarına gelir. Çünkü âlem, yaratanın varlığına belirti ve delildir. Varlıklara âlem denilmesi, onların Yaratıcı’ya işaret eden varlıklar olmalarındandır. Âlem, içine aldığı bütün varlıklarla birlikte topyekün kâinatı ifade ederse buna büyük âlem, sadece insanı ifade ederse buna da küçük âlem denilir. Çünkü evren gibi insan da Allah’ın varlığına ve sonsuz kudretine delildir.

İnsan, varlıklar, evrendeki mükemmel sanat eserlerini görüp, büyük sanatkârı yani Yüce Yaratıcı’yı tanıma

özelliğiyle diğer varlıklardan ayrılır. Yerin ve göklerin düzenine, kendi öz varlığına, dış dünyaya ve orada

görülen hayret uyandırıcı şeylere bakmak suretiyle Allah’ı bilir, tanır. Gerek yer ve göklerde, gerekse hayvanlar ve bitkiler dünyasında Allah’ın yarattığı güzellikleri inceleyerek bunca güzellik ve düzenin bir yaratıcı olmaksızın düşünülemeyeceğini idrak eder.

TEMEL AYET  “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?” (Kıyamet suresi, 35. ayet.)

“Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zâriyat suresi, 56. ayet.)

4. İSLAM VE HAYATIMIZ

İnsan, başıboş olarak yaratılmamıştır. Bu varlık düzeninde insanın yerine getirmesi gereken birtakım

sorumluluklar vardır. İslam’da buna “ibadet” denilmektedir. İbadet; Allah’a itaat, mütevazı olma, kulluk gibi anlamlara gelir. Dar anlamda ibadet, bir Müslüman’ın vakit ve mekânla kayıtlı Allah’ın emrettiği, hoşnut olduğu fiilleri yerine getirmesi demektir. Buna şekle bağlı ibadetler denir. Abdest, namaz, oruç, hac, zekât, kurban gibi belli vakit ve zamanlarla kayıtlı olan bütün ibadetler bu tanıma girer.

Şekle bağlı ibadetlerin dışında bir de insanın bütün hayatını kuşatan ibadet hayatı vardır. Geniş anlamdaki bu ibadet bir Müslüma’nın Kur’an ve sünnet çerçevesinde Allah’ı hoşnut etmek adına yaptığı her türlü faaliyet olarak tanımlanabilir. Bu ibadet tarzı daha çok sosyal hayatla ilgilidir. Bunun en basit örnekleri bir Müslüman’ın insanlara selam vermesi, tebessüm etmesi, açları doyurması, yolda insanlara zarar verecek bir engeli kaldırması, hastaları ziyaret etmesi, birbirine dargın Müslümanları barıştırması gibi davranışlarıdır.

Kur’an-ı Kerim’e göre “Allah ve Peygamber, (insanı) hayat verecek olan şeylere çağırır.” (Enfâl suresi, 24. ayet.) Bu bağlamda, Müslüman’ın imanını ispat eden yaşama biçimine İslami hayat denilir. İslami hayat herkesin kendi düşünce ve yorumuna göre şekillenen soyut, anlaşılması zor ve uygulanması uzmanlık isteyen bir tarz değildir. Aksine son derece net, açık ve kolaydır.

İslam dininin ortaya koyduğu ilkeler din, can, akıl, nesil ve mal gibi dünyada insan hayatı için büyük

anlamlar ifade eden beş değerin korunmasını amaçlar. Çünkü bunların korunması, insana saygının da bir

gereğidir. Bugün yaşadığımız küresel ölçekte bütün insanlığı ilgilendiren sorunların başında; yoksulluk, gelir dağılımında adaletsizlikler, cehalet, seçme ve seçilme özgürlüğünden yoksunluk, ifade özgürlüğünün olmayışı, cinsiyet ayrımcılığı, kadın ve çocuklara karşı şiddet kullanma, savaş ve çatışmalar gelmektedir. En mükemmel ve son dinin mensubu olan Müslümanların bütün bu sorunları biz üretmedik, dolayısıyla çözümden de sorumlu değiliz deme hakları yoktur. Müslüman önce yakın çevresindeki sonra da tüm dünyadaki sorunlara karşı duyarlı olmalıdır. Hayatında her zaman iyiyi, doğruyu hâkim kılmak için çalışmalıdır. Okulda, evde, işyerinde, sokakta, caddede her yer ve her zaman İslam’ın ilkelerine uymalıdır. Örneğin büyüklere saygılı olmalı, aile sorumluluklarını yerine getirmeli, çalışkan ve üretken olmalıdır. Bireye ve topluma zarar verecek davranışlardan, kötü alışkanlıklardan uzak durmalıdır.

SORULAR.

1- Din nedir, dinimizin adını İslam olduğunu belirten 2 ayeti kerime yazınız.

2-İslam’ın  temel 9 özelliğini yazınız.

3-İslam’ın en temel özelliğinin tevhit dini olduğunun göstergesi nedir.Tevhit esası en bariz şekilde hangi ayet ve surede yer almaktadır, ayet ve sureyi manaları ile yazınız.

4-İslam tevhit ve evrensellik özelliği ile hangi dinlerden ayrılmaktadır izah ediniz.

5-“Dünya ahiretin tarlasıdır.” hadisini açıklayan bir kompozisyon yazınız.(en az 15 cümle çeyrek sayfa)

6-İslam anlayışına göre kaç türlü sevgi tavsiye edilmektedir kısaca izah ediniz.

7- İslam’ın evrenselliği kaç noktada ele alınmaktadır yazınız.

8-Fıtrat nedir, İslam’ın fıtrat dini olmasını kısaca izah ediniz.

 

İSLAMIN TEMEL KAYNAKLARI

   1. Kur’an-ı Kerim

Kur’an-ı Kerim, Allah’ın, peygamberler silsilesinin son halkasını teşkil eden Hz. Muhammed’e, Arapça olarak peyderpey, vahiy yoluyla ve Cebrail vasıtasıyla indirilmiş olan; nesilden nesile bize kadar tevatüren1 hiçbir değişikliğe uğramadan gelen, Mushaflarda yazılı, Fatiha suresi ile başlayıp Nas suresi ile sona eren, okunması ile ibadet edilen ve sevap kazanılan ilahî kelamdır.

TEMEL AYET  “Kur’an, tüm insanlar için hidayet kaynağıdır.” (Bakara suresi, 185. ayet.)

“Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür.” (İsra suresi, 9 ayet.)

Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber’e 23 senede ve bölümler hâlinde, vahiy yoluyla indirilmiş, vahiy kâtiplerine yazdırılmak, ibadette okunmak ve ezberlenmek suretiyle korunmuştur.

Ayet, uzun ya da kısa Kur’an ifadelerine verilen isimdir. Ayetlerin düzenlenmesi vahiyle belirlenmiştir. Melek Cebrail, indirilen her ayetin hangi surenin neresine konulacağını Hz. Peygambere söylemiş, o da vahiy kâtiplerine bildirmiştir. Bunlardan bizim kültürümüze, akılda kolay kalacağı için ayet sayısını 6666 olarak veren görüş yerleşmiştir. Bugün basılan nüshalardaki ayet sayısı ise 6236’dır. Kur’an-ı Kerim, sözlükte, “yüksek rütbe, mevki, şeref” manasına gelen ve her birinin özel ismi bulunan 114 sureden meydana gelmiştir. Her surenin birbirinden farklı sayılarda ayetleri vardır. Kur’an-ı Kerim sureleri genel olarak Mekkî ve Medenî şeklinde ikiye ayrılmıştır. Bu bağlamda Mekke’de nazil olan ayetlere Mekkî, Medine’de nazil olan ayetlere Medenî denmiştir.

Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber’in sağlığında hem sözlü hem de yazılı metotla tam ve sağlam olarak tespit edilip korumaya alınmakla beraber, yazılan ayet ve surelerin tamamı bir araya getirilerek kitap şeklini almış değildi. Çünkü Peygamberimiz hayatta olduğu sürece vahiy devam etmekteydi. Vahyin tamamlanmasıyla onun vefatı arasında geçen zaman da oldukça kısa olmuştur. Hz. Peygamber’in vefatından sonra yapılan savaşlarda şehit olan Müslümanlar arasında çok sayıda Kur’an hafızı da bulunuyordu. İşte bu durum Hz. Ömer’i telaşlandırdı. Halife Hz Ebu Bekir döneminde Kur’an Mushaf haline getirildi. Halife Hz. Osman zamanında da  nüsha olarak çoğaltıldı.

1.1. Kur’an-ı Kerim’in Temel Özellikleri

Her Müslüman; Kur’an-ı Kerim’in Allah’ın sözü olduğuna, her tavsiye ve hükmünün, emir ve yasaklarının insanı en doğru yola ilettiğine, helal ve haramları bilmenin insanın yararına olduğuna, onun verdiği her bilgi ve haberin doğruluğuna, hükümlerinin her zaman ve mekânda uygulanabilirliğine yürekten inanır.

1.  Kur’an-ı Kerim lafzı, üslubu ve içeriği bakımından büyük ve ebedî bir mûcizedir. Diğer peygamberlerin mûcizeleri, dönemleri geçince bittiği, onları yalnız o dönemde yaşayanlar gördüğü hâlde Kur’an mucizesi kıyamete kadar sürecektir.

2.  Kur’an-ı Kerim Hz. Peygamber’e toptan değil, zamanın ve olayların akışına göre, Allah tarafından, Kadir Gecesi’nden itibaren, Cebrail vasıtasıyla Arapça olarak 610-632 yılları arasında parça parça indirilmiştir.

3.  Kur’an-ı Kerim, en son kutsal kitaptır ve ondan sonra başka bir ilahî kitap gelmeyecektir:

4.  Kur’an, bize kadar hiçbir değişikliğe uğramadan gelmiştir, kıyamete kadar da bu özelliğini koruyacaktır.

5.  Kur’an-ı Kerim’in kapsadığı yüce gerçekler kıyamete kadar bütün insanların ve çağların ihtiyacını karşılayacak değerdedir.

6.  Kur’an-ı Kerim kolayca ezberlenebilir niteliktedir.

1.2. Temel Kaynak Olarak Kur’ an-ı Kerim

• İnançlarla İlgili Hükümler

İnanç konularını bize Kur’an-ı Kerim öğretir. İnanç esasları; zaman, mekân ve hitap edilen fertlere göre değişiklik göstermez. Bütün peygamberler insanları temelde aynı inanç esaslarına çağırmışlardır. Kur’an-ı Kerim’de inanç esasları arasında yere alan; Allah, melekler, kitaplar, peygamberler, kader, ahiret günü hakkında ayrıntılı hükümler vardır.

• Davranışlarla İlgili Hükümler

Dinî açıdan sorumluluk çağına ulaşan fertlerin yerine getirecekleri görevlerle ilgili hükümlerdir. Kur’an-ı Kerim dinî hükümleri açıklamıştır. Bunların başında namaz, oruç, hac, zekât gibi ibadetler, helal ve haramlar;alışveriş, evlenme ve boşanma, aile hukuku, yönetim işleri gibi esaslar gelir. Sosyal hayat ve hukuki münasebetlerle ilgili hususları düzenleyen hükümlerin temelini adalet, uzmanlık, danışma ve yardımlaşma ilkeleri oluşturur.

• Ahlakla İlgili Hükümler

Kur’an’da ahlaklı, erdemli bir fert ve toplum oluşturulması için gerekli olan hükümler bulunmaktadır.İslam dininin ahlaki hükümlerinin kaynağı Kur’an’dır. İnsanlar kendi aralarında ve diğer canlılarla münasebetlerini âdâb-ı muâşeret (görgü kuralları) adı verilen bu kurallarla düzenlerler. Kur’an’da geçen ahlaki kurallar insanın eğitilmesini hedefler. Ahlaki hükümlerin özünü, “Yaratan’a hürmet, yaratılana şefkat” ilkesi oluşturur.

1.3. Kur’an-ı Kerim’i Anlama Yolları: Meal ve Tefsir

Kur’an-ı Kerim okunup anlaşılmak ve ilkeleri hayata yansıtılmak üzere indirilmiştir. Kur’an, kitleleri ancak o zaman dosdoğru yola iletebilir.

Meal, bir şeyin özü, varacağı yer ve sonuç demektir. Terim olarak ise bir sözün anlamının aynen değil

de genel içeriği ve anlamıyla ifade edilmesine meal denilir. Kur’an-ı Kerim’in hiçbir dile tam olarak çevirisi yapılamayacağı için yapılan çevirilere meal adı verilmektedir. Yapılan mealler, sonuç itibariyle çeviri yapan kişinin Kur’an metninden anladığıdır. Bu sebeple tercüme ve mealler hiçbir zaman Kur’an hükmünde değildir.Tefsir ise mealden farklıdır. Tefsir, anlamı kapalı olan ve manası zor anlaşılan sözden ne kastedildiğini açığa çıkarma faaliyetidir. Tefsirde sadece kelimelerin tercümeleri, çevirileri değil, yorumlar da yapılır. Kelime ve cümlelerin anlam, hüküm ve hikmetleri açıklanır. Bu iş yapılırken dinî, sosyolojik, felsefi, bilimsel ve psikolojik pek çok veriden faydalanılır.

2. Hz. Muhammed’in Sünneti

Dinî bir kavram olarak sünnet, Kuran’dan sonra dinî kaynakların ikincisi olup, Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrirleri/ onaylarıdır. “Söz, haber, yeni şey” anlamlarına gelen hadis ise sünnetle eş anlamlı sayılabilir. Hadislerin bütünü sünneti oluşturmaktadır. Sözlü sünnet: Hz. Peygamberin herhangi bir konuda yaptığı açıklamalardır,bunlara hadis denilir. Fiilî sünnet: Herhangi bir konuda Hz. Peygamberin yaptıklarının sahabe tarafından görülüp aktarıldığı haberlerdir. Takrîrî sünnet: Hz. Peygamberin, huzurunda sahabe tarafından söylenen sözler ya da işlenen davranışları reddetmeyip susması, onaylaması veya güzel karşılamasıdır.

2.1. Temel Kaynak Olarak Hadis ve Sünnet

Hadis ve sünnet, dinî hükümler için Kur’an’dan hemen sonra gelen çok önemli bir ana kaynaktır. Kur’an’daki hükümlerin açıklaması ve Kur’an’da bulunmayan hükümler için sünnete bakılır. Helal ve haram kılma konusunda Kur’an’la sahih sünnet arasında fark yoktur. Sünnetin dindeki yerini üç maddede özetlemek mümkündür:

Sünnet, Kur’an’ın kapalı ifadelerini açıklar. Buna namazı, zekâtı ve haccı örnek olarak verebiliriz. Sünnet, Kur’an’da yer alan hükümleri tamamlayıcıdır. Sünnet, Kur’an’da bulunmayan bir kısım hükümler koyar.

2.2. Sünneti Anlama Yolları

Hadisler, senet ve metinden oluşur. Metne değerini senet kazandırır. Senet, hadisi birbirine aktaran isimlerin meydana getirdiği zincirdir. Hz Peygamber’in sözleri ve davranışlarını ifade eden kısma da metin denir. Hadisleri başta sahabe olmak üzere Peygamberimizden duyarak başkalarına aktaran kişilere ise ravi adı verilir. İşte, sünneti doğru bir şekilde anlamanın yollarının başında, hadisleri senet ve metin bakımından iyi araştırmak gelir. Hadis bilginleri senette yer alan ravileri çok dikkatli bir incelemeye tabi tutmuşlar ve hadisleri kabul etmede belirli şartlar ortaya koymuşlardır.

2.3. Temel Hadis Kaynakları

Hadis kaynakları Çok fazladır fakat en bilinenleri Şu beş kitaptır Literatürde bunlara KÜTÜB-Ü SİTTE(beş kitap) denir; Buharî ve Müslim’in, Ebu Davud, Nesâî, İbn Mâce.

3. Kur’an-ı Kerim Sünnet İlişkisi

Kur’an-ı Kerim Yüce Allah tarafından Peygamberimize indirilmiştir. Dolayısıyla onu en iyi bilen ve anlayan kişi Hz. Peygamber’dir. Bu bağlamda Peygamberimizin hadislerinin ve sünnetinin Kur’an’ın anlaşılmasında büyük önemi vardır. Kur’an-ı Kerim’de namaz, oruç, zekât, hac, kurban gibi ibadetler açık bir şekilde emredilir. Ancak bu ibadetlerin nasıl yapılacağı hadislerde  yer alır.

SORULAR

 

1-Kur’an-ı Kerimi tarif edip Kur’anın dindeki yeri ile ilgili iki ayet yazınız.

2-Kur’an-ı Kerimin temek özelliklerini yazınız.

3-Kur’an-ı Kerimin Konularını(hükümleri) kaç başlıkta toplamak mümkündür kısaca açıklayınız.

4-Meal ve tefsiri tarif edip, aralarındaki farkı izah ediniz.

5-Sünnet çeşitlerini yazıp tarif ediniz.

6-Sünnetin dindeki yerini üç madde olarak özetleyiniz.

7-Kütüb-ü sitte ne demektir tarif edip,isimlerini yazınız.

8-Kur’anı Kerim Sünnet ilişkisini anlatınız.

1. Allah’a İman.

İman; “Allah’tan başka ilah yoktur ve Hz. Muhammed onun kulu ve elçisidir.” anlamına gelen kelime-i tevhidi diliyle söyleyerek ve kalbiyle tasdik ederek, Allah tarafından getirdiği şeylerde Hz. Muhammed’i gönülden tasdik etmektir.

İman Esasları; Allah’a iman, Meleklere iman, Kitaplara iman, Peygamberlere iman, Ahirete iman, Kaza ve kadere iman.

1.1. Allah’ın Birliği

Allah’a imanda en temel şart, Allah’ın varlığının yanı sıra birliğine de inanmaktır. Onun zat, sıfat ve fiillerinde eşi, benzeri ve ortağı olmadığına iman etmektir. Buna tevhit inancı denir.Allah’a ortak koşmaya şirk, koşana müşrik, Allah’ı inkar etmeye de Küfür,edene de Kafir denilir.

1.2. Allah’ın Sıfatları

Allah’a iman etmek, onun mükemmel sıfatlarını bilip öylece inanmak ve yüce zatını noksan sıfatlardan

soyutlamaktır. Kur’an’a göre en yüce sıfatlar Allah’a aittir.

a.Zatî Sıfatlar (Sadece Allah’a özgü sıfatlar)

Vücud: Allah’ın var olması, demektir. Kıdem: Allah’ın varlığının başlangıcı olmamasıdır. Bekâ: Allah’ın varlığının sonunun olmamasıdır. Kıyam binefsihî: Allah’ın kendisiyle kâim olması ve bu hususta bir başkasına ihtiyaç duymamasıdır. Vahdâniyet:Tek bir olan, eşi, benzeri ve ortağı bulunmayan anlamına gelir. Muhâlefetün li’l-havâdis: Allah’ın sonradan olan yaratıklara benzememesidir.

b. Subûtî Sıfatlar (Allah’ın, diğer varlıklarda benzeri olan sıfatları)

Hayat: Allah’ın canlı ve diri olması demektir. İlim: Allah’ın bilme sıfatıdır. Semî: Yüce Allah’ın her şeyi işitmesidir. Basar: Allah’ın her şeyi görmesidir. Kudret: Allah’ın her şeye gücünün yetmesidir. İrade: Allah’ın dilemesi ve istemesi anlamına gelir. Kelam: Allah’ın, seslere,harflere ve harflerden meydana gelen kelime ve cümlelere ihtiyacı olmaksızın konuşması demektir. Tekvîn: Yok olan bir şeyi yokluktan varlığa çıkarmak, yaratmaktır.

2. Meleklere İman

Melek,Allah’ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren, gözle görülmeyen, nuranî ve ruhanî varlık demektir.

2.1. Meleklerin Özellikleri ve Görevleri.

Melekler, insandan önce, nurdan yaratılmış; yemek, içmek, erkeklik, dişilik, evlenmek, uyumak, yorulmak,gençlik, ihtiyarlık gibi fiil ve özelliklerden uzak varlıklardır. Melekler, Yüce Allah tarafından verilen görevleri eksiksiz yerine getiren itaatkâr varlıklardır. Dört büyük melek vardır. Bunlardan Cebrail, peygamberlere vahiy getirmekle görevli; Azrail, eceli gelenlerin ruhlarını almakla; Mikâil, tabiat işleriyle ve İsrafil ise kıyametin kopması ve ahiret hayatının başlaması sırasında sur’a üflemekle görevlendirilmişlerdir.

2.2. Meleklere İnanmanın Sağladığı Yararlar

Meleklere iman, insanlarda sorumluluk duygusunu geliştirir ve otokontrol sistemini geliştirir.Söz ve davranışlarının her an kiramen kâtibin tarafından yazılıp kaydedildiğini düşünen bir kimse, iyi ve güzel davranışlar sergileme ve kötülüklerden uzak durma gayreti içerisin de olur.

2.3. Cin ve Şeytan

Cinlerin varlığı ve mahiyetlerine dair bilgiler ancak ilahî vahiy yoluyla kısmen bilinebilir. Cinler, gaybı bilmezler. Zira gaybın bilgisi sadece Allah’a aittir.

3. Kitaplara İman

Allah’ın gönderdiği kitaplara inanmak, temel iman esaslarındandır.

3.2. İlahî Kitaplar ve Özellikleri

Allah’ın gönderdiği büyük kitaplara ilahî kitaplar denir. Suhuf  birkaç sayfadan oluşmuş küçük kitap ve risalelere denilir. Suhuf ; Hz. Âdem’e 10 sayfa, Hz. Şît’e 50 sayfa, Hz. İdrîs’e 30 sayfa, Hz. İbrâhim’e 10 sayfa olmak üzere toplam 100 sayfa gönderilmiştir. Yüce Allah, insanlığı eğitmek için sayfalardan başka kitaplar da göndermiştir. Bunlardan Zebur Hz. Davut’a indirilmiştir. Hz. Musa’ya gönderdiği ilahî kitabın adı Tevrat’tır. İncil, Hz. İsa’ya verilen kutsal kitabın adıdır. Hıristiyan dünyasında genel kabul gören; Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncillerinden başka; Barnaba İncili ve Saint Thomas İncili de meşhur İncillerdir.

3.3. İlahî Kitaplara İnanmanın Sağladığı Faydalar

İnsan, gerek Yüce Rabbine gerekse diğer varlıklara karşı nasıl davranması gerektiğinin bilgisini ilahî kitaplardan öğrenir. İlahî kitaplar birçok ahlaki değerden bahseder. İnsan bu değerleri öğrenip yaşadıkça ahlaki anlamda yücelir.

4. Peygamberlere İman.

Peygamberlere iman, Allah tarafından seçkin kimselerin gönderildiğine, bu kimselerin Allah’tan getirdiği bütün bilgilerin gerçek ve doğru olduğuna inanmak demektir.

İlk peygamber Hz. Âdem’den son peygamber Hz. Muhammed’e kadar pek çok peygamber gelip geçmiştir.Kur’an’da adı geçen peygamberlerin sayısı yirmi beştir.

4.2. Peygamberlerin Özellikleri

Peygamberler insanlar arasından seçilmişlerdir. Onlar da diğer insanlar gibi oturup kalkar, yer içerler, gezerler, evlenip çoluk çocuk sahibi olurlar,hastalanır ve ölürler.Her peygamberde bazı niteliklerin bulunması gerekli ve zorunludur.

Bu nitelikler şunlardır; Sıdk: Peygamberler doğru sözlü ve dürüst insanlardır. Emanet: Peygamberlerin hepsi emin ve güvenilir kişilerdir. İsmet: Peygamberler günah işlemezler,kötülüklerden kaçınırlar. Fetanet: Peygamberler zeki ve akıllı kişilerden seçilmiştir. Tebliğ: Peygamberler Allah’tan aldıkları ilahî mesajı artırma ve eksiltme yapmadan, olduğu gibi toplumlarına duyurmuşlardır.

5. Ahirete İman

Ahiret;İçinde bulunulan andan başlayıp sonsuzluğa kadar devam eden zamana ahiret denir. Terim olarak ahiret,ölümden sonra başlayan ve yeniden dirilişten sonra ebediyete kadar devam edecek olan hayat demektir.

Mizan; sembolik anlamda amelleri tartan bir terazi ve adalet manasına gelir. Allah, dinî açıdan sorumlu tutuğu kimselerin cennetlik mi yoksa cehennemlik mi olduklarını belirlemek için ahirette teraziler kuracaktır.

Sırat; cennetle cehennem arasında bir yoldur. Hesap görüldükten sonra sırat üzerinden cennetlikler hızla geçecek, cehennemlikler de ateşin üzerine düşeceklerdir.

Şefaat; “günahkâr müminin bağışlanması, günahı olmayanların ise derecelerinin yükseltilmesi için izin verilen kimselerin Allah nezdinde aracılık yapması” manasına gelir.

6. Kaza ve Kadere İman

Kader; terim olarak Allah’ın ezelden olmuş ve ebede kadar olacak şeylerin zaman ve yerini,özellik ve niteliklerini bilip o şekilde takdir etmesine denir. Kaza;“Allah’ın ezelî ilmiyle takdir ettiği şeylerin zamanı gelince her birisini ezelî ilim, irade ve takdirine uygun bir biçimde meydana getirmesi ve yaratmasıdır.”

İrade; bir şeyin yapılmasına da yapılmamasına da muktedir olan hayat sahibinin bu iki şıktan birine kendi isteğiyle seçmesidir.İrade, küllî ve cüz’î diye ikiye ayrılır:Küllî irade, Allah’ın mutlak iradesi demektir. Cüzi irade ise, Allah’ın kula verdiği, seçme yeteneği ve özelliğidir.İnsan bir işi yapmak istediğinde cüz’i iradesiyle tercih eder ve istediğini allah yaratır,böylece insan yaptığından mes’ul olur.

Tevekkül;terim olarak,hedefe ulaşmak için gerekli olan maddi ve manevi sebeplerin hepsine başvurduktan sonra Allah’a dayanıp güvenmek ve sonucu ondan beklemek demektir.

Hayır ve Şer; Hayır Allah’ın emrettiği, sevdiği ve hoşnut olduğu davranışlar demektir.Şer de Allah’ın hoşnut olmadığı,sevmediği, meşru olmayan, işlenmesi durumunda kişinin cezaya müstahak olacağı davranışlar anlamına gelir. Hayır ve şerri, insan tercih eder, Allah ise yaratır.

Rızık; terim olarak “Yüce Allah’ın, canlılara yiyip içmek ve yararlanmak için verdiği her şey” diye tanımlanır.

Ecel; Sözlükte “önceden tespit edilmiş zaman ve süre” anlamına gelen ecel, terim olarak insan hayatı ve diğer canlılar için belirlenmiş süreyi ve bu sürenin sonunu ifade eder.

ÜNİTE DEĞERLENDİRME SORULARI.

1- Allahın zati sıfatlarını yazıp birer cümleyle açıklayınız.

2- Allahın sübuti sıfatlarını yazıp birer cümleyle açıklayınız.

3-Meleklerin özelliklerini yazıp,büyük melekleri görevleri ile birlikte yazınız.

4-Dört büyük kutsal kitabı gönderildiği peygamberler ile yazarak,önde gelen İncil isimlerini yazınız.

5-Peygamberlerin özelliklerini birer cümle ile açıklayarak yazınız.

6-Ahiret,mizan,sırat ve şefaat kelimelerini kısaca açıklayınız.

7-Kader,kaza,tevekkül,hayır,şer,ecel kelimelerini kısaca açıklayınız.

8-İnsan fiillerinin oluşumunu açıklayınız.(irade ile birlikte)